BU DA NE ŞİMDİ?
444 defa okunmuş - 25 Kasım 2019 - Pazartesi 14:13

Milli ve manevi değerlerin aile içerinde dahi zedelenmeye başladı şu günlerde 2019 yılı mevlidi nebi haftasının konusu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Hz Peygamber ve Aile” olarak belirlendi. Ülke çapında Müslüman aile modeline dikkat çekilmeye, konuyla alakalı sıkıntıların giderilmesine ve duyarlılık oluşturulmasına katkı sunulmaya çalışıldı.

 

Aile konusu merkezinde insan ve hatta kadın erkek münasebeti olunca mesele sabır, iltifat, tarafların hak ve ödevleri, nezaket, zerafet, mali yükümlülükler, fiziksel ve duygusal iletişim gibi insanlığın bütün yönlerini kapsamaktadır. İnsanın yaratılış amacı rabbini tanımak ve ona ibadet etmek olduğuna göre aile içi sorumlulukların başında da dini sorumluluklar gelmelidir.
Bu yazımızda özellikle aile içi dini yükümlülükler üzerinde kelam eylemeye çalışacağım. 

10 Kasım kutlamalarında -belki günlük hayatımızda din ile dünya işlerinin birbirinden ayrılmış olmasının bir neticesi olarak- birden çok okulda inkılapların yazılı olduğu pankartlar üzerinden Mustafa Kemal Paşa’ya secde ettirilen görüntüler yayınlandı. Bunu yapan öğretmenler buna izin veren müdürler, bunun yanlışlığını idrak edemeyen öğrenciler ve buna seyirci kalan veliler. İşte bu görüntüleri seyredince “Bu da Ne Şimdi” demekten insan kendini alamıyor. Aynı mahiyette ki görüntüleri anıtkabirde de görmek mümkündür. Müslüman Türk toplumu geçmiş devlet adamlarına son derece saygılıdır. Bu tartışma götürmez bir gerçektir. Ancak hiçbir Türk büyüğüne de secde edilmez. Saygı ibadet boyutuna taşınılamaz. Hatta Hz Peygambere dahi secde edilemez. (Hz Peygamber kendisine secde etmek isteyen bedeviye müsaade etmemiştir.) İlah kelimesinin bir manası “hak mabud” demektir. Bu durumda secdeye layık tek yegâne merci Allahtır. Öyle ise bu secdenin ister saygı adına ister başka saiklerle ne sebeple olsun dinen caiz olmadığını vurgulamak gerekir. Çünkü Türk toplumunda secde ibadet maksadı dışında yapılmaz. Yani örfi böyle bir uygulama yoktur.

 

 

Burada kimin ne yaptığının sorumluluğu bana ait değildir. Ancak aile için din eğitimin eksikliklerini görmek açısından bir örnek sunmuş olduk. Çünkü biraz sonra zikredeceğim ayetlerde de göreceğimiz üzere kuran ve sünnet aile içerisinde din eğitimin müşahhas örneklerini bize sunmakta, ebeveynin ve aile büyüklerinin yönettiği kişilerin dini sorumluluklarını üstlenmekteki rollerini örneklemektedir. 

 

Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir. (Tahrim 66/6.)
Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır. (Taha 20/132.)
Önce en yakın hısımlarını uyar. (Şuara 26/214)

 

Hz peygambere hitaben aile içi dini ve ahlaki eğitimleriyle alakalı kuranın bize verdiği bilgiler (Ahzab 32,33, 59, Tahrim 1-7) Yine Hz İbrahim’in putlara tapan babasıyla olan tevhit mücadelesi, (Meryem 42-47) Hz Lokman as’ın oğluna Allaha ortak koşmamasından, anne-babasına iyi davranmasından, ta kişisel ahlaki değerlere kadar birçok konuda nasihatları, (Lokman 12-19) Ahkaf süresi 17. Ayette anlatılan ebeynin evlatlarına ölüm ötesi hayat için öğütleri (Ahkaf 17).

 

Bu ayetler diğer aynı manayı telkin eden diğer ayetler ve aile içi dini eğitimin önemini anlatan nice hadisler aile içerisinde baba ve annenin ailenin dini eğitim konusundaki rollerini ortaya koymaktadır. Aile içi dini eğitim neye nasıl inanacağından, neye nasıl ibadet edeceğinden ta kime ve neye nasıl davranacağına varıncaya kadar bütün konuları kapsamaktadır. 

 

Dini eğitim belli bir düşünce ve yaşam biçimini içerdiğinden dolayı kişiyi hayatı boyu kendisini yaratanının yaratışına uygun hareketlerde bulunma konusunda zorlamaktadır. Kendi bedeninin işleyişinde özgür olamayan insan duygu, düşünce ve yaşayış yönünden de özgür değildir. Onun özgürlüğü kendisine biçilen sınırlar ölçüsünde mazur görülmektedir. İnsan rızkın kullanımında rızkı verene muhtaç olduğu gibi bedeni ve ruhi hasselerin kullanımında da bedeni ve ruhu verene muhtaçtır. Dolayısıyla aile içi din eğitiminde sorumlu olunan kişilerin bedeni özellikleri ve ruh dünyaları göz önünde bulundurularak daha çocuk anne karnına düşmeden Allaha layık bir kul Peygamber sas e uygun bir ümmet ve Müslümanlara kardeş olması için din eğitiminin verilmesi kaçınılmazdır. 

 

Bünyamin GÖLCÜ 

Serinhisar Müftüsü 

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...